06/12/2014

05/12/2014

LOVE YOU


Bundan tam 47 yıl önce Londra'daki bir tasarım evinden alınan, anneanneme ait bir elbise giyiyorum bugün. Giydiğim şey bir elbiseden ziyade, 47 senelik bir hissiyat gibi. Uyumakla uyanmak arasında bir şey gibi sanki. Muhafaza edilebilir bir şeyler hala var gibi. Yani yıllar önce ve yıllar sonra... Beni anneannemin gençliğine çok benzetirler. Anneannemi tanımayanlarsa Charlotte Gainsbourg'a benzetir beni. Bana sorarsanız anneannem daha çok Sofia Loren gibi sanki. Tam bir İngiliz leydisidir kendisi. Şu an, şu yaşında bile benden çok daha güzel. Güzellik değil ama onun kadar asil olabilmek benim için yeterli (mümkünse). Anneme hamileyken kırmızı fötr şapkası, bembeyaz pürüzsüz teni, velvet kalem eteği, topuklu ayakkabılarıyla işe gidermiş. Yemek arasında eve gelir, kıyafetini değiştirir, eşine yemeğini hazırlar, diğer çocuğunu yedirir ve molası bitince diğer kombiniyle çalışmaya devam edermiş. Sonra yurt dışı seyahatlerine giderler, dönerler ve mutlu hayatlarına devam ederlermiş. Yıllar öncesinden bahsediyorum. Anneannemden bahsediyorum. Okumuş, 3 dil bilen, iyi yerlerde çalışan, zevk sahibi, bakımlı, 2 çocuk annesi, çok güzel ve güçlü bir kadından bahsediyorum. Bahsediyorum ben. Ben sadece bahsediyorum. Sene 2014, kocaman beyaz yakaları olan mavi ipek bir elbise giyiyorum ben bugün. Altına, ne kadar da anlamsız Prada botlarımı giyip nefes almaya başladım. Sonra aynaya baktım. Uyumakla uyanmak arasında gibi birşey hissettim. 47 yıl sonra bugün 5 Aralık 2014'te, sanki ondan daha fazla şeye sahip olmalıymışım gibi hissettim. Sonra eksik bir şeyler var gibi hissettim. Eksik bir şeyler var. Var ve ben bundan sadece bahsediyorum. Giydiğim şey bir elbiseden ziyade, 47 senelik bir hissiyat gibi. Ben bugün anneannemi giyiyorum. Uyandım. Ben çabalıyorum. Mutluyum. Seni seviyorum!

sahil. xx












Dress: VINTAGE (Belongs to Grandma)
Boots: PRADA
Shades: VINTAGE
Bag: LOUIS VUITTON EVA POUCH



03/12/2014

MY QUICK BRAIN


Biz bu çekimi yaparken yağmur yağmaya başladı. Saçlarım kupkuruyken bir anda sırılsıklam oldu. Bilmem anlatabildim mi?? Bu yazı çok kısa ve çok gri. Kuru saçlar ıslanabilir, makyaj (yapmayı pek bilmiyorum ama yapsam bile) akabilir, ojeler çalışırken bozulabilir, kusurlar seksidir, herşeyin doğalını severim, saçlarımı boyatmam, sadece güzel ve kusursuz görünmek için ameliyat olmam, karşı değilim (kendimden mutsuz olduğum gün derhal evet diyeceğim), babam bu ameliyatları yapan doktorlardan biridir, taptığım adamdır, eşim onun kadar iyi bir baba olacak, uzun bir elbise jean üzerine giyilebilir, doğrular yanılabilir, düz olan yamulabilir, insanlar bizi yanıltabilir, hükümetler bile karar değiştirebilir, herşey normaldir, akıllar karışabilir, hata; yapılabilen birşeydir, ego gereksiz, kıskançık hastalıktır, aptallık; kusursuz olduğunu sandığın o saniyeye verilen addır, doğru kararlar tecrübelerden kaynaklanır, tecrübeler yanlış kararlardan dolayı vardır, yani yanlış denilen şey çok gerekli ve güzeldir, doğru ile egonu, yanlış ile kendini beslersin, hep doğru yaptığın an bitersin, mutluluk; bir davranış biçimidir, mutsuzluk; beynin yolsuzluğudur (seni senden çalar, fark etmezsin), akıllı ve üreten insanlara zaafım vardır, eşimle Hindistan'a gideceğiz, tesadüflere inanmam, kardeşim için herşeyimi veririm, ama gerçekten hiç düşünmeden veririm, vücuttaki benleri çok çekici buluyorum, çok dağınığım, annem gibi bir kadın olmak isterdim, yakın zamanda bir gün dövme yaptıracağım, sonra tekrar yaptıracağım, sahip olamayabilirim ama 5 tane çocuk istiyorum, istemekten korkmam, isteyememek korkunçtur, sahip olamamak güzeldir, zaten olması gereken olur, istediği olduğunda herkes mutludur ama olmuyorsa da şükret ne olur, saçlar ıslaktır, uzun yoktur, kısa yoktur, az yoktur, çok yoktur, bir şey ya vardır ya yoktur, yokluk vardır, varlıklı insan yoktur, herkesin mutlaka bir şeyi yoktur, tam yoktur, gri olan elbisemdir, ama aslında gri hiç yoktur, çünkü elbise yoktur. Bilmem anlatabildim mi?? Bilmem.  

sahil. xx








Photos by; Sarper Kesim

Dress, Jean and Shoes: ZARA
Bag: MANU ATELIER
Scarf: MISSONI 
Shades: VINTAGE 


01/12/2014

SNOW FESTIVE



Kocaman bir kartopu dünyayı dolaşmaya karar verir. Dünya üzerindeki her yerin aynı sıcaklıkta olmadığını elbette biliyor. Biliyor ki eriyecek. Sonra tekrar soğuyacak. Donacak. Tekrar yuvarlanacak. Bu böyle bir hikaye.. Çığ gibi büyüyecek, çok yorulacak, sessizce yeni insanlar tanıyacak. Bazılarını görüp geçecek. Bazılarına gülüp geçecek. Bazılarını çok sevecek. (Hayır, seviyorsa gitmeyecek) Hikaye bir yere varmıyor. Tıpkı kartopu gibi.. Yolculuğun kendisiydi önemli olan, varılan nokta değil. Vardığında çoktan erimiş olabilir. Kayıp yoktur. Konuşmak saçmadır. En az onu severim. Muhtemelen kartopu da sevmiyor. Nedense sevdiğim herşey bana sessizliği çağrıştırıyor. Çok gerçek değil mi konuşmamasına rağmen onu sevmeniz? Geçenlerde bir takipçim bana şöyle bir mail attı, anlatıyorum. -''Akıl oyunu gibi yazılar yazıyorsunuz, buna bayılıyorum ve sizi bu kadar geç bulduğuma inanamıyorum.'' Bilmiyorum... Dünyayı dolaşmaya tam olarak hangi saniye karar verdim inanın hatırlamıyorum. İlk eridiğim noktayı. Ne zaman tekrar donduğumu. Ne zaman devam etmeye karar verdiğimi. Kimi görüp geçtiğimi. Kime gülüp geçtiğimi. Kimi çok sevdiğimi. Kim olduğumu. Kim olmadığımı. İnanın hiçbirini hatırlamıyorum! Çok net sahneler var aklımda. Bir sahneyi tarif ediyorum: Siz neyi gerçekten çok isterseniz, o sizindir. Sizin olmayan herşey için her gün şükredin. Şükredin çünkü iyi ki yeterince istememişsiniz. Siz hiç bir kartopunun keşke dediğini duydunuz mu? Hep iyi ki der. Her gün 'iyi ki' lerime teşekkür ederim. Nedense sevdiğim herşey bana sessizliği çağrıştırıyor. Deniz de çok sessiz, sahil de. Çok gerçek değil mi, bir yere 'var'madan 'var'olmak? 

sahil. xx













Photos by: Sarper Kesim

Disco Pants: AMERICAN APPAREL
Smokin Top & Blazer: ZARA
Shoes: MISSONI CONVERSE
Bag: MANU ATELIER

27/11/2014

DEAR SAHİL..




Sevgili Sahil. Mucize, denizin varlığıdır. Sen değilsin. Sen, deniz olduğu sürece varsın. Mavinin mavi olma sebebi başka. Senin sahil olman çok başka. Ama deniz bambaşka. Deniz 1 saniye önce ve deniz 1 saniye sonra. Zamanın olmadığını ispatlamak için mi var deniz? Yoksa zamanın önemsiz olduğunu anlatmak için mi? O saniye ben gittim. Ben bittim. Ama çok başka. Hani fotoğraflar çekilirken zaman durur ya, beynimde dönen hareketi bilsen, işte onu bilsen, sen yerinde duramazsın. Ben duruyorum. Sonsuza kadar durabilirim, anlamazsın... Mucizelerin olduğuna hep inanırdım da, hayatın bu kadar mükemmel bir dengede olduğuna inanmak denize inanmak gibi. Yani deniz zaten var. Sen inansan da inanmasan da. Ve o çok mükemmel. O sahilin varoluş sebebi. Temiz bir denizden bahsediyorum, daha önce hiç girmediğim sulardan... Çok temiz, fazla güzel ama deniz sadece benim değil. Ve bu hiç önemli değil. Mucizeler vardır. Ve deniz sahile bunu anlatır... Fotoğraflarım hep birer araçtır. Amacım önce yazmaktır. Deniz vardır. Sahil vardır. Bir varmış, bir yokmuş masalı değil bu hayat. Önce inancınız olsun, inandıklarınıza sarılın. İnanmadıklarınızı bırakın. 1 saniye vazgeçmek için çok yeterli. Vazgeçtikten sonra seyretmekse çok keyifli. Hayatlarınızda deniz olsun. Deniz gibi bir kelime, ne olduğu önemsiz. Bol sevgi ve mucize!

sahil.xx 







Horse printed Skirt: TOPSHOP
Jumper: ZARA
Coat: H&M
Flats: CHANEL
Bag: FENDİ
Tights: HOUSE OF HOLLAND
Shades: VINTAGE 

24/11/2014

FORMULA EXISTS


Mutlu pazartesinin formülünü veremiyorum. Ama mutlu bir hikaye anlatabilirim size. Cümlelerim devrik, desenlerim karmaşık, ruh halim çok su gibi ve ismim sahil olabilir. Yaşım genç, çok iyi üniversiteler bitirmiş, dereceler almış, güzel şirketlerde çalışmış, birden fazla müzik enstrümanı çalabiliyor, bale yapıyor, birkaç dil biliyor ve çok okuyor olabilirim. Bunlar işe yaramayabilir, bir sonuca varamayabilir, ama herşeyden tat alıyor olabilirim. Bunlar sadece birer cila. Yani isterseniz basit bir tahta parçasını cilalayın, isterseniz çok kaliteli masif bir ahşabı. Bunlar sadece ve sadece cila. Ahşabın kendisini önemsiyorum, cilasını değil. Çünkü herşey cilalanabilir, boyanabilir, etiketlenebilir ve bu büyük bir yanılgı olabilir. Hiçliği kabul ediyor ve gözlerim kapalı, kalbim açık yaşıyorum. Ben duyduğum dili değil, sesin bana hissettirdiğini önemsiyorum. Gördüğüm elbiseye aşık olabilir, içindekine tapabilirim. Sadece gözlerim kapalıyken 'iç'i görebildiğimi biliyorum. Gözleri olan birini istemiyorum hayatımda. Doğru konuşmayan, güzel bakmayan, sade olmayan, doğal davranmayan kimse yok benim dünyamda. Huzurla gönderdim onları. Yani yokluk öyle büyük bir bolluk ki aslında. Yolculuklarımı içime yapıyor, her yeni güne umutla başlıyor, anı yaşıyor,geleceği düşünüyor, fazla naif, çoğu zaman çok komik, kendimle dalga geçiyor, ölümüne enerjik sahil, yüzyıllar boyu susabilir, ömür boyu yazabilirim. Bir yazarken çok heyecanlanıyorum, bir de susarken. Sevdiğim işi değil aşık olduğum şeyi yapıyorum. Yıllarca okuyup mimar, tasarımcı olarak, üniversitede öğretim görevlisi olarak, herşeyden vazgeçerek, herşeye yeniden başlayarak, bilmediğim bir ülkeye taşınarak, aşık olarak, yalnız kalarak, gülümseyerek, çalışarak, fotoğraf çekerek, yazarak, hikayeler anlatarak, kalbim çarparak, devrik cümleler kurarak ve en çok da inanarak... Ruh halim çok 'su' gibi. Eğer hala okuyorsanız, mutlu pazartesiler :) 

sahil. xx










Dress, Shirt & Shoes: ZARA
Bag:ALEXANDER WANG 
Round Shades: VINTAGE

19/11/2014

RANDOM BLUE







High waisted jeans & Top: ZARA
Shoes: CHANEL
Bag: LOUIS VUITTON
Shades: ZARA